Gönlüme Değdikçe…

Artık farklı bir yazı yazma yöntemi buldum…

Günlük gibi ama yazmak istediğimde yazacağım. Postmodern dünyaya yaraşır bir eda ile..

1.

Bugün hatta bir kaç gündür. Baştan alayım hikayeyi bir arkadaşım vardı. Geçmiş kullandım çünkü o artık yok. Neyse ya işte ben bu arkadaşla ilişkilerimi bitirdim. Bunun daha iyi olduğuna karar verdim. Çünkü arkadaş tam olarak bir insanı severse ona ölçüsüz sevgi, hizmet vb. Aklınıza ne gelirse gösteriyordu. Ama sen ona hep iyi onun gibi davranacaksın mesela önce selamı sen vereceksin vermezsen o sana hiç selam vermez. Keşke öyle kalsa sen bunu fark etmezsin sonra zaman ilerler bir bakarsın ki seni görünce yüzü buz keser düşmanı gelmiş gibi bir hal alır. Bu hikaye böyle gider sen sorunu çözmek için adım atıncaya kadar Neyse barışılır tüm döngü böyledir.

Daha da kötüsü seninle konuşduğu dönemde sana canını bile verecek biriyken konuşmadığı dönemde yanında öl kılını kıpırdatmaz bunu gerçekten yaşadım. – istanbul kışları hasta olmak için üstüne yoktur. Yine öyle bir kış idi. Konuşmanaya başladı benimle ben de artık akışına bıraktım sonra aradan bir ay geçti beni bir hastalık tuttu grip, öksürük vs. O sırada arkadaşımın babası ve dedesi vefat etti. Ben hasta olsamda yatalran çıkıp cenazeye gittim. Ama cenazen geldim bir gün sonra ölü gibiyim ilaç falan hikaye bu hastalığımda bie ay gibi sürdü. Ama aynı ortamdayız. Birkere bile geçmil olsun demedi. Neyse işte yine kendime üzüldüm. Şimdi bu arkadaş birine takmış o da benim tanıdığım bazen beraber çalışırız. Ortak görevler falan. Samimi değilim yani. Bu kişide normal değil. Bunlar normalde defalarca birbirlerine küsmüşler kazık atmışlar. Şimdi yine samimi olmuşlar benden ırak olsunlar. Bu bana mesaj atıyor seni biraz durgun görüyorum falan diye kendileri samimi falan galiba beni yanlız vs zannettiler neyse ama bu kanıya nasık vardı hala anlamadım. Bir sorunun mu var konuşalım falan diye mesaj atmış. Sanane efendim benden. Gidin siz birbirinizi yiyin. Hala sinirliyim. Böyle düşünmesinde benim yoğun bir hafta geçirmem etkili oldu diycem ama ben gayette normal karşılayarak bu haftayı yaşadım. Düşündükçe sinirleniyorum.

Reklamlar

Düşünceler atlasında kayboldum

Dinler, insanların en aciz olduğu hassas noktalardır. Her dinde kendince haklı olan diğerleri ise yanlıştır olandır anlayışı hâkimiyet bayraklarını dalgalandırır. Bazı dinlerde hakikate giden yollar bir tane değil bir çok olarak kabul ediyormuş, bunu yeni öğrendim. Hakikate giden yollar bir çok olabilir yani plüralist bir anlayış ama hepimizin aradığı hakikat aynı hakikat olduğu sonucuna nasıl varıyoruz? Yine ulaştığımız hakikatlerin aynı hakikat olduğuna nasıl emin oluyoruz?

İnsan yaşamının asıl gayesi hakikate ermek olduğu için insanda inanç, din noktasında bir çok dallara ayrılıyor.

Kimimiz hakikati nilüfer çiceğinde, kimimiz incir ağacının altında, kimimiz diğer dinlerden esinlenip onların iyisini alıp kabul etmekle kötüsünü reddetmekle ve kafamızda iyiliğe götürdüğünü düşündüğümüz yolları ve düşünceleri ibadet kabul etmekle , kimimiz vahiye inanamakla, kimimiz vahiyden sonraki din adamlarının sözlerine inanmakla hakikat öğretisi için kendimize yollar çiziyoruz.

Hepimiz farklıyız ve belkide bir çoğumuz yanlışız ama gerçek ve doğru olan şu ki her insanın özünde hakikate ve iyiye ulaşma çabası ve arzusu her zaman azalmadan bilakis artarak bulunmaktadır. Klasiklerde hakikat nedir diye başlanılan kitaplar mevcuttur. Ve bunun üzerine nice düşünce sistemi oluşturulmuştur.

Gönlümüz hakikati bulma yolundan asla vazgeçmemeli…

Bir soru daha hakikat akıl ile mi gönül ile mi ya da her ikisi beraber olunca mı bulunabilir?

Kararınca kararlı olmak

Her insanın hedefi kendine göre öok farklı olabilir. Hayallerimiz rengarenk olduğundan dolayı, ama hayat ya hayallerimizi gerçekleştirme çabası ya da gerçekleştirememenin getirdiği acılar, pişmanlıklar. İşte kötü bir son ile yüz yüze kalmamak için yapmamız gereken ise hayallerimizle hedeflerimizi orantılı olarak eşitlemek, hayallerle hedefler aynı şey olduklarını kesinlikle düşünmüyorum. Bu sebeple kararınca kararlı olmalıyız. Hedefimizin ulaşabilceğimiz çizgilere yakın seçmeliyiz. Ne kadar gerçekçi olursak o kadar gerçekçi çaba sarf ederiz.

Gönlünüz Aydın Olsun…

Renk katarız…

Hayat bazen hep siyah beyaz değil mi? Belki de her zaman siyah beyaz, eğer böyle düşünüyorsan ya da hayat hep karanlıksa biraz mutlu olmak gerekir desem biraz garip mi kaçar? Kaçar mı ki? Kaçmasın demek istiyorum ama kaçtı galiba.

Neyse aslında odak noktamız bu değildi. Hayatım hep karanlık diyerek, en renksiz yerden başlayalım. Evet benim hayatım hep karanlık ama hayallerim, çabalarım hep aydınlık yerlerde, aydınlık ve renkli gökyüzünde sence bu yeterli bir teselli mi? Kimi zaman yetersiz bir teselli hatta çoğu zaman yetersiz. Sen farkında değilsin hayatın zaten renkli ve aydınlık sadece sen birazcık sıkılmış, yorulmuş veya hayatın yükünün altında ezilmiş olabilirsin. Vazgeç bu tavırdan, hayat hep böyle kendine gel, çocuk gibi ne bu tavırlar demekte olmuyor. Devam et büyüsüne kapıldığın ruh haline ama bunu bir süreç olarak düşün. Siyahta bir renk bunu da unutma! Sen ne kadar siyah içinde olursan ol, kafanı kaldırdığında masmavi bir gökyüzü hep seni bekliyor olacak. Her hal değişken bu sebeple her haline renk kat, olduğun durumları eğlenceye çevir. Mutluluk sana gelmesini beklediğin bir şey değil, mutluluk ve rengarek duygular senin içinde. Sen mutluluğu ve rengârenk duyguların sana gelmesini bekliyorsun aslında onlarda senin onları kendi içinde fark etmeni ve bulmanı bekliyorlar. Bazen beklediğin şeyler çoktan gelmiştirde sen geleceklerine inanmadığın için onların gelmelerini görememişsindir. Dışarıda aramaya çalıştığın her şey sende hadi biraz cesur ol ve kendini gör ve rengârenk olmak iste! Bizler kendi hayatımıza ne kendimiz renk katarız bunu unutma! İNAN! SEN İSTEYİNCE OLUYOR, YETERKİ SEN İSTE!

HAYATINDAKİ RENKLERİN TADINI ÇIKAR.

Seyahat etmek

Kayseride geçirdiğim yoğun bir iki gün oldukça verimli geçti. Ne kadar tarihi ve turistik yerler varsa Rehberle beraber gezdik ve deneyimledim. Bir çok güzelliklere ve eğlencelere şahit oldum. İyi diye bildiğim gezilerimden birisi oldu benim için. Bugün Nevşehire geçtim zaten kayseri ile çok yakın bir il yine buradada rehberle beraber bir çok yeri gezdik ve bu yerler oldukça fotojenik gerçekten fotoğraf tutkunları için güzel pozlar yakalama fırsatı var. Ama tabi bir günde Nevşehir gezimiz bitmedi. Yarında kaldığımız yerden geziye devam edicez. Sonrasında ise inşallah İstanbul. Memleketin her yeri ayrı güzel ve ayrı bir his veriyor insan ruhuna gezmeyi bu kadar çok sevmemin sebebi belkide bu olsa gerek.

Umarım sizlerde hayalinizde varsa, ya da devam ediyorsanız çok güzel seyahatler yaparsınız çok güzel yerlere.